23 Nisan 2011

İzmir'in Milletvekili Adayları-2

Ertuğrul GÜNAY ve Binali YILDIRIM'ın adaylıklarına değindiğim yazının devamında, ülke barajını aşacak gibi görünen üç partinin seçilebilecek sıralardaki İzmir adaylarına göz atacağım. Hemen yaşadığım hayal kırıklıkları ile başlayayım. Öncelikle, kadın adayları kabul etmeye en yatkın illerden biri olmasına karşın, görünen o ki, İzmir'in 26 milletvekilindan sadece 6-7 tanesi kadın olacak. Durum o kadar vahim ki, seçilebilir iki kadın adayı da 4. sırada bulunan AKP için, Meclis'e kadın milletvekili göndermeme durumu bile söz konusu olabilir. AKP ve MHP için bu nokta pek yadırgatıcı olmasa da CHP için aynı şeyi söylemek olanaklı değil.

Kadınların parti listelerindeki durumu
AKPCHPMHP
Aday sayısı 5 6 5
Seçilebilir konumdakiler 0-2 3-4 1-2

Yukarıdaki tabloyu AKP açısından aşırı olumsuz bulanlarınız şu noktaları dikkate alırsa bana hak vereceklerdir.

  • AKP'nin 2009'daki İl Genel Meclisi Seçimi'nde %29 olan oy oranı, bu yılın Mart ayında yapılan yerel bir ankete göre %25 civarlarına düşmüş gözüküyor. YGS skandalında sergilenen kayıtsızlık ve küstahlık, bu oy oranını daha da düşürecektir.
  • 2009 Yerel Seçimleri'ndeki "sahilde yaşayan nüfusa erişmek ve onların kaygılarını ortadan kaldırmak" niyetiyle köpek maması dağıtılması benzeri yaratıcı propaganda çalışmaları bu seçimde de sürüyor. Bunlardan bir tanesini biraz sonra size aktaracağım.
  • Bazı TV kanalları ve gazetelerdeki kötü niyetli yayınların tersine, dürüstlüğüne yerel seçimlerdeki AKP'li rakibi Taha AKSOY'un bile güvendiği İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz KOCAOĞLU, başarılı bir yönetim sergiliyor. Aslında bunu, söz konusu basın-yayın kuruluşlarında yapılan "AKP'liler de Aziz KOCAOĞLU'na oy veriyor" şeklindeki anket yorumlarından da anlayabilirsiniz. İkna olmadıysanız size İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kredi notuna dair İhlas Haber Ajansı'nın sitesindeki şu haberi okumanızı tavsiye ederim.1
  • Geçmiş dönemlerdeki il yönetimleri ve AKP milletvekillerinin İzmir'e hizmet konusundaki performansı pek de iç açıcı değil.2 Geçmişte İl Başkanlığı yapmış üç kişiden birisinin listeye girememesi, bir diğerinin kazanma şansı düşük 5. sıradan aday gösterilmesi ve dokuz milletvekilinden sadece ikisinin yeniden aday gösterilmesi bunun Ankara'dan da görüldüğünün işareti.
  • BDP'nin her iki seçim bölgesinde de adayı var. Bu, AKP'nin daha yüksek oy oranına sahip olduğu Kürt kökenli İzmirliler'in oyunu BDP ile paylaşmak zorunda kalacağı anlamına gelir.

İkinci hayal kırıklığım, AKP içinde başlatılıp prematüre bir biçimde basına sız(dırıl)an "35 Sarışın Kadın" projesi. AKP İzmir İl Başkanı tarafından "İzmirli kadınların yaşam biçimlerine dair kaygılarını doğrudan Tayyip ERDOĞAN'a sormaları" şeklinde tanımlanan bu Güzin Abla projesi, ortalığa saçıldıktan sonra kurumsal olmadığı söylenerek yürürlükten kaldırıldı. Bence, onlarca kişinin katili Hizbullahçılar'ın neredeyse savunulduğu bir düşünsel iklimde, İzmir'i ve İzmir gibi olan pek çok yeri hafife alan böylesine bir Zihni SİNİR procesinin fikir babası mucitlerin sıkı bir psikanalize tabii tutulması gerekli.

Neyse, listelere geçelim. AKP listesine baktığımda, Tayyip ERDOĞAN 'ın 4 milyonluk İzmir'den bakan olabilecek nitelikte aday bulamamasını anlayamasam da, bakanları neden İzmir'e taşımayı yeğlediğini daha iyi anladım: maalesef, akademisyen Mehmet TEKELİOĞLU dışında bakanlık görevini taşıyabilecek bir aday yok. Yerel algı yaratma makineleri tarafından listenin ithal bakanlardan sonraki ağır topu olarak lanse edilen İlknur DENİZLİ, 2009 Yerel Seçimleri'nde Aziz KOCAOĞLU'nun ekibinde çalışmış ve Milliyet Ege yazarı Hamdi TÜRKMEN tarafından kaleme alınan şu haberi okuduğunuzda kendisinin bir Aziz KOCAOĞLU hayranı olduğunu düşünebilirsiniz. Ayrıca, bir diğer habere göre de—bunun dillendirildiğini çok iyi hatırlıyorum—İlknur Hanım'ın adı aynı seçimde CHP'nin Konak ilçesi belediye başkanı adaylığı için geçi(rili)yormuş.3 Anlayacağınız, iki yılda çok şeyler değişmiş ve İlknur Hanım şansını bu sefer AKP'de denemek istemiş.

Diğer adaylardan ikisi, İzmir'de yaşayanların tanıdığı isimler olan Aydın ŞENGÜL ve Nesrin ULEMA. Teşkilatın desteğini alan Eski İl Başkanı ve Kadın Kolları Başkanı olan bu adaylara itiraz etmek, sanırım, pek haklı bir yaklaşım olmaz. Ancak, Şehir Planlamacısı olan Aydın ŞENGÜL'ün Hürriyet'in 10-Haziran-2009 günlü haberine göre mesleğini icra noktasında bazen zaafa düşmesi söz konusu olabiliyor galiba.

CHP'nin listesine gelince... Tümü yüksek tahsillilerden oluşan ve seçilebilir konumlarda üç akademisyen barındıran listenin ilk sıralarına bakıldığında, Alaattin YÜKSEL dışında, İzmir'den çok Ankara'daymışız izlenimi edindim nedense. Ege Üniversitesi'nde okuyup meslek hayatına İzmir'de atılan Mustafa BALBAY'ın kişiliği, halen İzmir milletvekili olan akademisyen-ekonomist Oğuz OYAN'ın varlığı ve İzmir'in tanıdık yüzlerinden ve halen milletvekili olan Mehmet Ali SUSAM'ın Ankara doğumlu olması durumu biraz kurtarıyor. Ancak, yine de Ali TEZEL gibi birikimini tüm Türkiye ile paylaşarak kendini kanıtlamış bir İzmirli'yi dışarıda bırakırken, İzmir'le ilişkisi yılda birkaç kez gelip gitmeye sınırlı olan Güldal MUMCU'nun ilk sıraya yerleştirilmesi olmamış; Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı İzmirli Atilla SERTEL 10. sıraya itilirken İnternet'te yazılarına tesadüf etmediğim Rıza TÜRMEN'in 2. sıraya çıkarılması hiç yakışık almamış.

CHP listesinin göze çarpan bir diğer özelliği, geleneksel sol oyları korurken orta sağdan oy alarak iktidar olma stratejisini çok belirgin bir şekilde sergiliyor olması. Bu, son 30 yıldır memleriyle (İng., meme) oynanan, örgütlenme özürlüsü nüfusa sahip ülkemizde, oldukça mantıklı bir hamle; sol oyların %30'un üzerine çıkamaması laiklik ekseninin belirleyiciliği ile birlikte düşünüldüğünde, böylesine bir hamle aynı zamanda da zorunlu. 2002'den bu yana DİSK Genel Sekreterliği görevini sürdüren Musa ÇAM ve Ankara'daki Sinan AYGÜN ve Bursa'daki Turan TAYAN ile birlikte CHP'de Süleyman DEMİREL etkisi olarak nitelenen Aytun ÇIRAY'ın aynı partide yer alması bu gerçek göz önünde tutularak ele alınmalı.

MHP'ye gelince, Merkez'in işleri oldukça basitleştirdiği görülüyor. Zira, her iki bölgenin ilk iki sırası hali hazırda milletvekili olan dört adaya verilmiş. Bu adaylardan tüm Türkiye'nin tanıdığı bir isim olan Oktay VURAL'ın varlığı, CHP'ye "angaje olması" nedeniyle İzmir'i çok etkilemese de Manisa, Aydın, Balıkesir gibi çevre illeri olumlu bir şekilde etkileyecektir. Ayrıca, İl Başkanlığı döneminde ölçülü eleştirileriyle olumlu bir imaj yaratan Müsavat DERVİŞOĞLU'nun seçilmesi de, MHP'ye oy atsın atmasın İzmirliler'in çoğu tarafından müspet karşılanacaktır.

Haberiniz ola!


  1. Keşke aynı performansı sahip oldukları teşekkülleri sattıktan sonra bile borç batağından çıkamayan ve kent projelerini Ankara'ya yaptıran Ankara ve İstanbul'daki yerel yönetimler de gösterse.
  2. Size iki örnek vereyim. İlk olarak, bölgedeki turizmcileri ve çiftçileri zor durumda bırakan fahiş ecrimisil bedeli aklıma geliyor. O günlerde, Çeşme'deki otel sahipleri deniz kıyısındaki kamu arazilerini kullanmak için Antalya'daki birim fiyatların 8-10 mislini ödemek durumunda bırakılıyor, iş böyle olunca birçok otel deniz kıyısında hizmet veremiyordu. Kim bilir kaç milletvekili kaç bakan bu sorunun çözüldüğünü yerel basına bildirdi, kim bilir kaç kez "Çözülen bir sorun daha" diye başlıklar atıldı. Ve, ister inanın ister inanmayın, aslında ortada dahi olmaması gereken bu sorunu çözmek bir yıl zaman aldı.

    Vereceğim ikinci örnek, Aziz KOCAOĞLU'nun Ankara'ya gittiği zaman bakanlık bürokratlarından gördüğü muameleden yakınması üzerine AKP İl Başkanı tarafından yapılan talihsiz yorum. Aziz Bey'in dediğine göre, bakanlıklardan birine randevu alarak gittiğinde hiçbir açıklama yapılmaksızın uzun süre bekletilmiş. Hem de bu küstahlık iki kere vuku bulmuş. Bundan daha üzücü olanı, o dönem AKP İl Başkanlığı görevini yürütmekte olan Ömür KABAK'ın yaptığı açıklama idi: "Keşke, Aziz Bey gitmeden önce bizden yardım isteseydi." Yani, 4 milyonluk bir kenti temsil eden seçilmiş bir kişi, atanmış bir kişi ile görüşmek için hükümet partisinin il temsilcisi ile görüşmeli. Parti devleti zihniyeti!
  3. Bu bana kentimizin etkin sivil toplum örgütlerinden birinde uzun süredir başkanlık yapmakta olan birini hatırlattı. 2004 yılında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için ANAP'tan aday olan bu sahsın, bir dönem sonra kulislerde CHP adayları arasında adı geçi(rili)yordu. Her şey vatan için! Bilmem katılır mısınız, Deniz BAYKAL iki kere İzmir'i kurtarmış galiba.